| OKULUMUZUN GURURU |
| Cumartesi, 26 Kasım 2011 14:13 |
|
Okulumuz 11/B sınıfı öğrencisi İklime Kahraman büyük bir başarıya imza atarak Arnavutköy ilçesini İstanbul genelinde 2’nciliğe taşıdı.
Geçen yıl komposizyon dalında il ikinciliği elde eden İklime Kahraman bu yıl da büyük başarı elde ederek 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne yönelik olarak İstanbul genelinde düzenlenen şiir yarışmasında ‘Muallim Kasidesi’ başlıklı şiiriyle İl 2’ncisi oldu.
MUALLİM KASİDESİ Ayazın, kardelenin, berf-parelerin kokusuyla sükût içinde hayat, Beyazın tılsımlı feri doğaya canlılık, sana bahşeder ab-ı hayat. Baranlar yerini billura bıraktı; ayinesi huzurdur letafetin, Gönüllerin buzu çözüldü, hanelere sıcaklık doldu, bediidir anat. Bad-ı sarsar esse de, aşiyanlar adeta işvesine direnir bengin, Ateş-zen yelden ne kaçarlar, ne de donarlar; onlara kolaydır bu afat… İlim en yüce amel, okumak ilk emir, tefekkür en hayırlı ibadet, Biraz taş ve kerpiçten; harçtan kızıl balçıktan teşekkül etmedi bedaat. Her sayfa başka bir âlem, her paragrafta başka bir umman, bir bakmışım ki; Efruz Bey ile Dürdane Hanım’a ziyaret ya da meçhule seyahat… Bu millete en büyük zillet ilmi bilip de bilmeyenlere öğretmemek, Bilgi ki örülmüş ilmek ilmek, bu ilmiği çözmek var eder bin bir ağlat. Asırlardır süregelen ilim meş’alesinin ‘bilgi’ alevi sönemez, Bu alev yandıkça nesilden nesile devreden en karlı iştir sevkiyat. Âdem ile Havva’dan bugüne ilim öğretmek en münevver; adil cihat, Paha biçilemez; konamaz bu yolda öğretilen hiçbir harfine fiyat. Zeval etme zamanı yazık, derhal çeki düzen ver girift ahvallerine, Muallim ki bulmak a’ser, onların nihan amelleri var eder menkuşat. Bülbül sedasıyla gül öğrencileri tenvir yapmaya çalışan muallim, Bu ne vasi fedakarlık!.. İlim kelamının zerresi bile be-leb olur belagat. Sen ki; talebelerinin kumandanı, mürşidi, fikirlerinin mimarı, Sen ki sabır abidesi; kasveti, imkansızlıkları ebediyen kapat!.. Artık ne çetrefilli muğlak da kayboluruz, ne de azgın suda boğuluruz, Kendimizi kaybetmeyiz poyrazlarda, pas rengini silip oluruz azat. Münferit ruhum aç, doymuyor ilim vermedikçe; mektep halis, sahte akçe, Alelade yaşayıp, öğrenme zevkini tatmayıp toprak olmak boş zanaat… İlim öğrenene ve öğretene kişi, zaman, mekân her şey kifayetsizdir. Sevgilidir muallim, bestedir bilgi; bu da farklı zaviyeden serenat. Gün gelir cihan şehzadesinin sade düşüncesi bade gibi tesir eder, Payidar olacak tek şey; altın değil, üç katır yükü kitaptır ey üstat!.. Sen zerre tasamızda içi titreyen, bir harf öğretmeye kendini feda eden, Umutlarımızın, hayallerimizin menşesi sen; bu değildir bir iltifat. Denizimin maisi, yoncamın yeşili, serçemin savtı neyse sen daha üstü, Kasvetli içimi ruşen acunla birleştirdin, kalmadı bende zerre fesat… Muallim seni büyüten anne; o kadar germ, o kadar tevazulu ki; Manialara, setlere, yasaklara aldanma; aşktır asıl olan hoyrat!.. Kudret ilim sahibinin kaderinde yaşayıp, kadrini saydığımız kadar, İlim öğrenince ruh ifna eder kederleri; beden sıhhatli, kalp rahat… Tüm meziyetlerimiz senin eserin, ver o kıymetli elini öpeyim, Âlem elinde, benim canımın cananı bir tek sana ederim istinat. Sarıl muallime, sarıl sana ilim öğretene, tut kolundan hiç bırakma!.. Baki kapılarını açar sen el verince; sus, dinle, öğren etme inat. Toz kondurmam âlime, muallimin üzerine gölge düşürtemem hiç. Saygım sonsuzdur bilgine, kâhine; onlarla başlar bin bir türlü keşfiyat… Muallimler başımızın çiçekle pirayeli tacı, yeisin ilacı, Onlarla tükenir her engin acı, o noktada canlanır işte maneviyat. Ellerine kelepçe, ayaklarına pranga, düşüncene zincir vurdurma! Çık kabuğundan ve keşfet! Ver düşüncelerine imtiyazsız beraat İlim Şam’da da Çin’de de olsa; Şark’ta, Garp’ ta, Şimal ’de de git, al, ol amuhte, Çünkü en yüce afiyet veren ziyafet ilim yolunda harcanan saat. Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olunuyorsa, ben çoktandır razıyım. Binaenaleyh; ben sadığım, muallimlerle aramda var kopmaz bir halat. Rengârenk, ihtişamlı; afitab ile mahın hayran olduğu bir acun bu, Her gün tekrar âşık oluyorum, söyleyin yüreğimin hareleri kaç kat? Can kırmızısının en koyusuyla bağlıyım, kördüğüm gibi, ilk günkü gibi, Benim aşktan tuzla buz olan yüreğimi görse şaşar kalır ademiyyat. Saki senin kadehinde, şu bi-baht benliğim baştan ayağa ellerinde, Bu köhne dünyaya gözümü kapadım, sarhoşum, bedbahtım oldum harabat… Abanoz renkli, kasırga gibi şu berd ve üryan akşamlarda yapayalnız… Uykusuz ve ussuz, manasız bir yaşam, yalnız nefes alış, külfetsiz anat. Elem beni boğsa atsa, hırçın dalgalarıyla oradan oraya savursa, Su kadar sadık, pervane olurum ilelebet yine ederim refakat. Aşkbaz ruhum bile ilmin emrine oldu amade, atiye selam, Bu deryayı yazarak girdim yeni bir iklime, verdim mahşavkına beraat! Hayır duaları etsem sana az gelir, hakkın nasıl ve ne denli ödenir, Anahtarı ellerinde tüm bilgimin ve ilmimin; sen ki aramızda dolaşan lügat. İklime KAHRAMAN |
2012 Copyright Her Hakkı Saklıdır. Hadımköy Örfi Çetinkaya Anadolu Lisesi Resmi İnternet Sitesi.
Powered by PMYO.